APOCALYPSE
Yıkımın çoktan geride kaldığı bir zaman diliminde kalanlar ancak sessizlik içinde görünür olur. Bu sergi, çöküşün ardından ortaya çıkan bu sakin fakat yoğun duruma odaklanır. Gürültünün ve hareketin yerini alan durgunluk, izleri daha belirgin kılar; olan bitenin tortusu, yüzeye yavaşça çıkar. Sergide yer alan tüm unsurlar, doğrudan ya da dolaylı biçimde yaşama aittir. Yok oluş, burada bir sonlanma değil; dönüşümün kaçınılmaz bir evresidir. Nesneler ve formlar, ilk bakışta tanıdık bir dünyaya işaret eder. Ancak bu tanıdıklık, işlev ve amaçtan arındırılmıştır. Bir zamanlar belirli bir kullanım ya da anlam çerçevesinde var olmuş bu öğeler, artık belirsiz bir konumda, yeni okumaların eşiğinde durur. Formlar,fiziksel olarak varlığını sürdürerek ayakta kalırlar. Ne ait oldukları geçmişe geri dönebilirler ne de kesin bir geleceğe işaret ederler. Bu arada kalmışlık hâli serginin temel gerilim alanını oluşturur. İzleyici, bu formlarla karşılaştığında hem tanıma hem de yabancılaşma deneyimini eş zamanlı olarak yaşar.
Eserlerin hikâyesinde insana ait izler ile endüstriyel kalıntılar iç içe geçer; organik olan ile yapay olan arasındaki sınırlar belirsizleşir. Kullanım değerini yitirmiş nesneler, bu bağlamda yeni bir ifade alanı kazanır. Plastik,metal,toprak ve boşluk aynı dilde konuşmaya başlar. Bu sergide yer alan unsurlar, “geriye kalanlar” olarak tanımlanabilir. Bir bütünün parçaları olmaktan çıkmış, bağımsız varlıklar hâline gelmişlerdir. Değer, işlev üzerinden değil; varlıklarının sürekliliği üzerinden yeniden düşünülür. Bu yaklaşım, alışılmış anlamlandırmaların ötesine geçmeye davet eder. “Apocalypse” burada bir sonu değil, bir eşiği ifade eder. Yıkım, yalnızca kapanış değil, aynı zamanda yeni başlangıçların zeminidir. Sergi, bu ikili durumu görünür kılar. Umut, açık bir vaat olarak değil; potansiyel bir imkân olarak varlığını sürdürür. Tekrarlayan başlangıçlar fikri, insanın tarihsel ve bireysel deneyimiyle ilişkilidir. Aynı döngüler, farklı biçimlerde yeniden ortaya çıkar.Geriye ne kaldıysa bu mekânda toplanmıştır ve izleyicinin bakışıyla birlikte yeniden anlam kazanır. Bu karşılaşma anıyla tamamlanma gerçekleşir.