KÜLTÜREL YAŞAM

Ankara siyasal açıdan olduğu gibi kültürel ve sanatsal açıdan da Türkiye'nin başkenti durumundadır. Ve Çankaya bu kültür ve sanat başkentinin de en canlı coşkulu noktasıdır. Devlet Tiyatroları, özel ve amatör tiyatrolar, Devlet Opera ve Balesi, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Devlet Resim ve Heykel Müzesi, çok sayıda resim galerisi, amatör müzik grupları, kültür merkezleri başkentlileri, özellikle de Çankayalıları birinden ötekine koşturan etkinliklerdir. Yine, 1988'de başlayan "Ankara Film Şenliği", 1984'ten bu yana süregelen "Uluslararası Ankara Sanat Festivali", başkentlilerin yaşamına yeni renkler katmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin yarım yüzyılı aşan tiyatrosu, Ankara'da en güzel oyunları sergilemekle kalmamış, bilinçli ve son derece ince zevkli bir tiyatro seyircisi de yetiştirmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin 40 yılı aşan balesi Ankara'da filizlenmiştir. Bu sanat dalı da, tıpkı tiyatro gibi seyircisini de birlikte yaratmış ve geliştirmiştir. Her yıl ekim ayında perdelerini açan tiyatro, opera ve bale sahneleri mayıs sonuna kadar yerli ve yabancı eserlerin seçkin örneklerini sunar.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası da aynı zaman aralığında konserler verir. Ankara'nın beş üniversitesinin tamamı Çankaya'da yer alır. Ankara Üniversitesi 1930'lu yıllarda çağdaş ve Batılı anlamda kurulan ilk üniversitedir. Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip'in, Atatürk'ün emriyle gerçekleştirdiği Üniversite Reformu ile kuruluşu gerçekleştirilen bu üniversitede, Nazi Almayasından kaçan öğretim üyeleri de ders vermişlerdir. Savaş sonrasında Berlin'in ilk Belediye Başkanı olan ünlü şehirci ErnstReuter de bunlardan biridir. Reuter, Berlin Belediye Başkanlığı'na aday olması için davet edildiğinde, Türk vatandaşlığını terk etmeyi kabul etmemiş, ölene kadar bir Türk ve Ankaralı olarak kalmıştır. Yaşamı boyunca kendisine "Koca Türk" diye hitap edilmiştir. 1946'da Üniversite Kanunu'nu hazırlayan, Mustafa Kemal'in 1919'daki Erzurum Kongresi'nden ölümüne kadar en önemli mücadele arkadaşlarından olan, değerli devlet adamı Cevat Dursunoğlu'nun gayretleriyle Türkiye'ye, Ankara'ya gelen çok sayıda değerli Avrupalı bilim, teknik, sanat adamlarının bazıları şunlardır: Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü Kurucusu EdvardZuckmayer; Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nı geliştiren ünlü orkestra şefi ErnstPraetorius; Ankara Konservatuarı'nın kurucusu Paul Hindemith; A.Ü. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nin kuruluşunda görev alan ünlü uygarlıklar tarihi uzmanı Prof. Landsberger; Hitit uygarlığı üzerinde önemli bulguları olan Prof. Kurt Bittel; A.Ü. Hukuk Fakültesi kurucularından ErnstHirsch; İktisatçı FritzNeumark; Devlet Tiyatrosu, Opera ve Balesi Kurucularından Carl Ebert; Avrupa'da ve Türkiye'de mimarinin önderlerinden, DTCF Binasının da mimarı olan BrunoTaut; mimari alanında önemli kuramcılardan ve Saracoğlu Mahallesi'nin şehir plancısı ve mimarı Paul Bonatz; Hitit yazısını çözen ünlü arkeolog Prof. Guterbock; tanınmış Macar besteci Bela Bartok; İngiliz Koreograf DameNinette De Valois.

Hacettepe Üniversitesi daha sonra, adını aldığı tepe üzerinde kurulmuş, giderek başka alanlara yayılmıştır. Gazi Üniversitesi, Atatürk'ün kurduğu Gazi Eğitim Enstitüsü'nün yeni halidir. Orta Doğu Teknik Üniversitesi, uluslararası ün kazanmış bir eğitim kurumudur. Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencilerine Çankayalılar, EymirGölü çevresindeki elli milyon metrekare alanı ağaçlandırıp kente kazandırdıkları için şükran borçludurlar. Bilkent Üniversitesi ise henüz çok yenidir. Yine Çankaya'da, başlı başına bir üniversite niteliğinde olan ve her yıl Türk Silahlı Kuvvetlerine 1500 teğmen yetiştiren Kara Harp Okulu yer almaktadır.

Yüz bini aşan üniversite öğrencisi topluluğunun Çankaya'nın kültürel yaşamında önemi çok büyüktür. Yarattıkları sosyal ortamla, çeşitli etkinlikleriyle, yaptıkları alışverişle ve her şeyden öte dinamik, dipdiri varlıklarıyla bir güzel dünyadır bu öğrenciler.

Devlet Tiyatroları'nın yanı sıra Ankara Sanat Tiyatrosu, başkentin son 30 yıllık tiyatro yaşamına damgasını vurmuş bir kuruluştur.

Metropol, iki salonlu, oldukça geniş bir sanat-kültür merkezidir. Bu iki salonda yılın en ilginç filmleri gösterilir ve zaman zaman tiyatro oyunları, film şenlikleri, açık oturumlar, paneller düzenlenir.

Anadolu Sanat Merkezi, Ankara'nın yaşamına birkaç yıl önce girmiştir. Tiyatro ve film gösterilerinin yanı sıra, çocuk etkinliklerinin, çizgi film gösterilerinin yapıldığı salonu ve sık sık sergilerin açıldığı fuayesi ile Başkentin önemli bir gereksinmesini karşılar. Bu üç merkezde de belirli aralıklarla açılan kurslarda, genç tiyatro severlerin yetiştirilmesine yönelik çalışmalar yapılır.

Türkiye'nin Milli Kütüphanesi Çankaya'da yer alır. Basma kitaptan yazma kitaba, haritadan atlasa, plaktan notaya, ses bandından mikrofilme, tabloya, süreli yayına kadar neyi ararsanız bulabileceğiniz bir hazinedir Milli Kütüphane. Türkiye'de her türlü yapıtı deneyen altı kütüphaneden biridir. 1948'de hizmete açılmıştır. Başlangıçta yetersiz bir örgütlenme ve az bir kadroyla çalışan Milli Kütüphane, eklenen yeni bölümlerine hızla gelişti. 1955'te Bibliyografya Enstitüsü, 1958'de Müzik ve Güzel Sanatlar Şube Müdürlüğü kuruldu. Mikrofilm, mikrofiş çekme, renkli film, banyo ve baskı işleri bu şube tarafından yapılmaktadır. Türkiye'nin en geniş mikrofilm laboratuvarı Milli Kütüphane’dedir. Kütüphanede bugün 820.000 dolayında basma kitap, 8.500 dolayında da yazma kitap bulunmaktadır. Kütüphanede ayrıca görmeyen okurlara hizmet eden "Konuşan Kitaplık", Adnan Ötüken Okuma Salonu, Nadir Eserler Müzesi, araştırmacılar için özel odalar, seminer ve çeşitli toplantıların yapıldığı grup odaları, cilt atölyesi ve basımevi hizmet vermektedir.

1983 Yılında yeni binasına taşınan Milli Kütüphane bir etüt ve araştırma kütüphanesi olarak görevini sürdürmekle birlikte, ayırım gözetmeksizin her çeşit okuru kabul etmektedir. Saracoğlu Mahallesi'nde yer alan eski Milli Kütüphane Binası ise bugün Ankara İl Halk Kütüphanesi olarak hizmet vermektedir. Üniversite kitaplıkları ve TBMM Kitaplığı da araştırmacıların hizmetindedir.

Daha teknik içerikli araştırma yapanların başvurabileceği bir yer ise Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu'dur. 1963 yılında, pozitif bilimler alanında temel ve uygulamalı araştırmalar yapmak, bu alandaki çalışmaları özendirmek amacıyla Çankaya'da kurulmuştur.

Anadolu'nun doğal yapısına ilişkin pek çok eserin sergilendiği Maden Tetkik ve Arama Kurumu'nun Tabiat Müzesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nin yanında yer alan kurum bünyesi içindedir.

Türk tarihi, folkloru ve sanatı hakkında bilgi edinmek için Etnografya Müzesi'ni gezmek gerekir. Bu müze 1932'de, o zamanki adı Namazgâh olan, kente egemen bir tepede kurulmuştur. Girişteki Şeref Holü dışında 10 büyük salonda etnografik eserlerden, Türk-İslam eserlerine, pek çoğu altın ve gümüş işlemeli halk giysilerinden, Türk nakışlarına, değerli belgelerden, Türk yazı sanatının eşsiz örnekleme ve Osmanlı ahşap ürünlerinden Selçuk ahşap ürünlerine kadar pek çok şeyi bu müzede görebilirsiniz. Bir salonda bakırcılık örneklerini ve bir Türk mutfağını, bir başka salonda tekke, salon ve türbe eşyalarından bir bölümünü tanımak mümkündür. Besim Atalay salonunda ise, bu ünlü dil bilimcisinin yaşamı boyunca topladığı ve müzeye bıraktığı eserler bulunmaktadır. Salonlardan biri de 17. yüzyıl Ankara evlerinden birinin konuk odası gibi düzenlenmiştir. Müzeye girmeden bahçeye şöyle bir göz atarsanız, çevreden getirilmiş İslam mezar taşlarının sergilendiğini görürsünüz.

20 bin dolayında eserin bulunduğu müze 1938'den 1953'e kadar Atatürk'ün geçici kabri olarak kullanıldı. Arabesk kubbenin altına rastlayan bu yer, şimdi Atatürk köşesi olarak değerlendirilmektedir.

Devlet Resim ve Heykel Galerisi, Türk resim sanatının eski, önemli, ilginç tablolarını ve koleksiyonlarını görmek, tanımak isteyenler için hazine değerinde bir müzedir. Şeker Ahmet Paşa'dan Halife Abdülmecid'e ve Osman Hamdi Bey'e kadar ilk Türk ressamlarının yanı sıra, Cumhuriyet kuşağı ressamlarının ve 1940'ın "Türk İzlenimcileri”nin tablolarından oluşan koleksiyonla, İş Bankası'nın ve Cimcoz ailesinin koleksiyonları bu müzededir. Ayrıca, İbrahim Çallı, Turgut Zaim, Eşref Üren, Orhan Peker ve diğer ödüllü sanatçıların eserleriyle zenginleşen müzede özgün baskı sanatçılarına da yer verilmektedir.

Müzenin bodrum katı resim atölyelerine ayrılmış durumdadır. Bu atölyelerde hasar görmüş tabloların bakım ve onarımları yapılır. Görülmeye değerdir.

Bu sayfa 105517 kere görüntülendi.
<< Geri Dön